Psikolojik Danışmanlık

Oyun ve Oynamak

Oyun temel olarak zevk almak amacıyla yapılan, sonucunun düşünülmesini ve bir hedefe ulaşma amacı ve zorunluluğunu taşımayan bir faaliyettir. Oyun çocuğu eğlendirir ve özgür kılar. Oyun oynarken çocuk, fiziksel enerjisini harcar. Hem sosyal beceriler kazanmasına yardımcı olur hem de bilişsel gelişimine katkıda bulunur. Örneğin basit bir taklit oyunu gibi görünen evcilik oyunu, çocuğun sosyal rolleri benimsemesini, içselleştirmesini ve kendisine göre yorumlamasını sağlar. İleride olacağı “birey”in özelliklerinin tohumu atılmaya başlanır. Çocuğunuzu oyun oynarken seyrederseniz, onun kişiliği hakkında çok bilgi edinebilirsiniz. Beraber oyun oynadığınızda, ona vermek istediğiniz mesajları oyun sayesinde zevkli bir şekilde öğrenir. Çocuklarımız için kendilerine örnek alacakları ilk ve en önemli kişiler ebeveynleridir. Bu yüzden zaman ayırarak çocuğunuzla oyun oynamanız, onun gelişmekte olan kişiliğine şekil vermenize yardım edecek bir araçtır.  

Oyun, sembolik bir dünyadır ve çocuğun günlük yaşamından kişi ve olayları temsil eder. Çocuk, günlük yaşamında sözsel olarak dışavuramadığı istek, kırgınlık ve öfkelerini oyun aracılığıyla ifade eder ve duygusal boşalım ve rahatlama yaşar. Dolayısıyla oyun, tedavi edicidir. Örneğin çocuk, yeni doğan kardeşine karşı hissettiği yoğun kıskançlık ve öfkeyi, sosyal olarak çevresi tarafından kabul görmeyeceği ve ayıplanacağı için normalde ifade edemez ama evcilik oynarken küçük kardeşi yerine koyduğu oyuncak bebeğini “pis yaramaz bebek, git evimizden…” diyerek fırlatıp atabilir. Oyun sırasında böyle konuşan çocuklarını gören ebeveynler genelde endişelenir ve bunu sorun olarak görürler. Aslında oyun sırasında böyle davranabildiği için çocuk, kardeşine yönelik olumsuz duygularını dönüştürebilir ve kaygısını azaltabilir. Sizin ikinci bir çocuğa hazır olmanız, ilk çocuğunuzun da sizi paylaşmaya hazır olması gerektiği anlamına gelmez; bu yavaş bir alışma aşaması gerektirir. Dolayısıyla bu dönemde, alışmasına yardımcı olur düşüncesiyle sarfedilen “Bak, sen kocaman abla/abi oldun, sen onu korumalısın” gibi sözlerle çocuklara yüklenilen sosyal rol, çocuğa ağır gelebilir. Oyun, çocuğun yaşadığı bu ve bunun gibi duygusal sıkıntıları atlatması için etkin, işe yarar bir araçtır.

Funda Baysal
Psikolojik Danışman

Psikolojik Danışmanlık

Oyun ve Oynamak

Oyun temel olarak zevk almak amacıyla yapılan, sonucunun düşünülmesini ve bir hedefe ulaşma amacı ve zorunluluğunu taşımayan bir faaliyettir. Oyun çocuğu eğlendirir ve özgür kılar. Oyun oynarken çocuk, fiziksel enerjisini harcar. Hem sosyal beceriler kazanmasına yardımcı olur hem de bilişsel gelişimine katkıda bulunur. Örneğin basit bir taklit oyunu gibi görünen evcilik oyunu, çocuğun sosyal rolleri benimsemesini, içselleştirmesini ve kendisine göre yorumlamasını sağlar. İleride olacağı “birey”in özelliklerinin tohumu atılmaya başlanır. Çocuğunuzu oyun oynarken seyrederseniz, onun kişiliği hakkında çok bilgi edinebilirsiniz. Beraber oyun oynadığınızda, ona vermek istediğiniz mesajları oyun sayesinde zevkli bir şekilde öğrenir. Çocuklarımız için kendilerine örnek alacakları ilk ve en önemli kişiler ebeveynleridir. Bu yüzden zaman ayırarak çocuğunuzla oyun oynamanız, onun gelişmekte olan kişiliğine şekil vermenize yardım edecek bir araçtır.  

Oyun, sembolik bir dünyadır ve çocuğun günlük yaşamından kişi ve olayları temsil eder. Çocuk, günlük yaşamında sözsel olarak dışavuramadığı istek, kırgınlık ve öfkelerini oyun aracılığıyla ifade eder ve duygusal boşalım ve rahatlama yaşar. Dolayısıyla oyun, tedavi edicidir. Örneğin çocuk, yeni doğan kardeşine karşı hissettiği yoğun kıskançlık ve öfkeyi, sosyal olarak çevresi tarafından kabul görmeyeceği ve ayıplanacağı için normalde ifade edemez ama evcilik oynarken küçük kardeşi yerine koyduğu oyuncak bebeğini “pis yaramaz bebek, git evimizden…” diyerek fırlatıp atabilir. Oyun sırasında böyle konuşan çocuklarını gören ebeveynler genelde endişelenir ve bunu sorun olarak görürler. Aslında oyun sırasında böyle davranabildiği için çocuk, kardeşine yönelik olumsuz duygularını dönüştürebilir ve kaygısını azaltabilir. Sizin ikinci bir çocuğa hazır olmanız, ilk çocuğunuzun da sizi paylaşmaya hazır olması gerektiği anlamına gelmez; bu yavaş bir alışma aşaması gerektirir. Dolayısıyla bu dönemde, alışmasına yardımcı olur düşüncesiyle sarfedilen “Bak, sen kocaman abla/abi oldun, sen onu korumalısın” gibi sözlerle çocuklara yüklenilen sosyal rol, çocuğa ağır gelebilir. Oyun, çocuğun yaşadığı bu ve bunun gibi duygusal sıkıntıları atlatması için etkin, işe yarar bir araçtır.

Funda Baysal
Psikolojik Danışman

ISA

ISA

Kurumumuz ISA (The International Schools Association) üyesidir

ATATÜRK KÖŞESİ

Atatürk

Atatürk köşesini görmek için tıklayınız.

İLETİŞİM

Iletisim Bilgileri

Çamlıca Kampüsü 0 216 335 00 50-55-58
Ataşehir Kampüsü 0 216 456 78 86-89